18 Ekim 2015 Pazar

Kevin Kallaugher - Karikatür Sergisi

Bugün sizlerle Londra merkezli The Economist dergisinin ve The Baltimore Sun'ın editorial karikatüristi "Kevin Kallaugher" ın Bilgi Üniversitesi Santral kampüsünde yer alan sergisini sunmak istiyorum.

1977'de Harvard Üniversitesi'nden dereceyle mezun olduktan sonra Kevin Kallaugher Britanya Adaları'nı bisikletle gezmiş, burada basketbol oyuncusu ve koç olarak Brighton Basketbol Kulübü'ne katılmıştır. Kulübün maddi sorunlar yaşamasıyla Trafalgar Meydanı'nda ve Brighton İskelesi'nde turistlerin karikatürlerini çizmeye başlamıştır.1978 Mart'ında The Economist'in 145 yıllık tarihindeki ilk kadrolu çizeri olmuştur.

Kevin bunu takip eden 10 yıl boyunca Londra'da The Observer, The Sunday Telegraph, Today ve The Mail on Sunday gibi gazeteler için çizerlik yaptı.Kevin 1988'de The Baltimore Sun'da editoryal karikatürist olarak görev almak üzere ABD'ye dönmüştür.1988-2006 yılları arasında bir yandan The Economist için haftada iki karikatür çizmeye devam ederken, The Sun için 4000'in üzerinde karikatür  çizmiştir.Kal, altı yıllık bir aradan sonra 2012'de The Sun'a editoryal karikatürist olarak geri dönmüştür. Kal'in The Sun ve The Economist'deki çalışmaları Le Monde, Der Spiegel, Pravda, Krokodil, Daily Yomiuri, The australian, The International Herald Tribune, The New York Times, Time, Newsweek, U.S. News and World Report ve The Washington Post da dahil olmak üzere dünya çapında 100'ün üzerinde gazete ve dergide yayınlanmıştır.Karikatürleri Cartoonarts International ve The New York Times Syndicate aracılığıyla dünya çapında yayınlanmaktadır.

Kevin çalışmalarıyla, Avrupa Basın Karikatürleri tarafından verilen Avrupa Yılın Karikatürü 2014 Büyük Ödülü de dahil olmak üzere birçok ödül almıştır.2005 yılında, Almanya'nın Landau şehri tarafından verilen Nast Ödülü.2004 yılında, Büyük Britanya Siyasi karikatür topluluğu tarafından verilen "Gillray Goblet" yılın karikatürü ödülü. 1999,2002,2005 ve 2014 yılında, Amerika Denizaşırı Basın Kulübü Thomas Nast Ödülü.2003 yılında, Ulusal Basın Vakfı Berrman ödülü. 1996 yılında İtalya'nın Pisa şehrinde düzenlenen Uluslararası Hiciv festivalinde Graf ica Internazionale Ödülü.1990'da Budapeşte'de Nükteli Dünya Uluslararası Karikatür Festivali'nde "En İyi Editoryal Karikatür Ödülü" ve 1982'de Büyük Britanya Karikatüristler Kulübü tarafından takdim edilen "Yılın Karikatüristi Ödülü."

Kal'in kapsamlı The Econemist portfolyosunda 4000'in üzerinde basılı karikatür, 140 kapak çizimi, 2008 yılında çıkardığı küresel maddi kriz konulu masa oyunu "Credit Crunch", ve 3 adet ödüllü duvar takvimi de bulunmaktadır.

1999'da The World Encyclopedia of Cartoons'da (Dünya Karikatür ansiklopedisi) Kevin hakkında, "Kallaugher ustalıklı stiliyle (yirminci) yüzyılın önde gelen çizerlerinin arasında yer almaktadır." yazmaktadır.

Kevin Lallaugher geçmişte amerikan Editoryal Karikatüristleri ve Uluslararası Karikatürist Hakları Ağı'nın başkanlığını da yapmıştır.

Kal'in çalışmaları Londra'daki Tate galerisi ve Washington'daki Kongre Kütüphanesi de dahil olmak üzere pek çok farklı sergide yeralmıştır.Ayrıca Londra, Seul,Amman, Bakü, St. petersburg, Bükreş, New york, San Fransisco, Washington, Wyoming eyaletinde Jackson Hole, Kuzey Karolina eyaletinde Durham ve Baltimore'da sergiler açmıştır.

Kal, 25'in üzerinde ülkede gündem, hiciv, karikatür ve ifade özgürlüğü hakkında izleyicilere hitap etmiş, rağbet gören bir konuşmacıdır. Kal İngiltere Warwick'de ve Wyoming eyaletindeki Jackson Hole'da (2013) TEDx konuşması yapmıştır (2011). Ayrıca Kal; Oxford, Harvard, Yale, Duke ve Berkeley Üniversitelerinde, Pixar Stüdyoları'nda ve Google HQ'da seminer vermiştir.

Kal, Bermuda'daki Masterworks Müzesi'nde 3 ay boyunca misafir sanatçı olmanın yanı sıra, 2012 Pulitzer Ödülleri'nde jüri üyesi olarak görev almıştır.













Alıntı yapılmıştır Bilgi Üniversitesi Santral kampüsündeki sergi görüntülerinden...

ISTANBUL- KARAKÖY - MAHALO COFFEE SHOP

Karaköy'de bir ara sokakta bulunuyor Mahalo. Şehir gezginlerinin, yürüyerek şehri keşfedenlerin bulabileceği bir yer.

Mahalo'da pazartesi sendromu yaşamazsınız çünkü iyi kahve var. / No more monday madness but a good coffee.

"Arap Cami Mahallesi Söğüt Sokak No:1 Karaköy Istanbul" adresinde bulunuyor. İster Galata Kulesi'nden aşağıya doğru inerek burayı keşfedin istersenizde Karaköyden tünelin biraz ilerisinden yürüyerek gelin.

Cafe'yi dışarıdan gördüğümde ilk kapalı zannedip giriş kapısını aradım ama içeriden müzik seslerini duymaya başlayınca kafamı içeriye uzattım ve açık mısınız sorusunu sormak geldi içimden içeride çalışanları görünce. Güler yüzle ve sıcak bir hoşgeldiniz ile karşılanıyorsunuz Mahalo'da.

İçeri girdiğinizde sıcak bir ortam sizleri karşılıyor. Renkler, oturma düzeni, aksesuarlar oldukça evinizin rahatlığını yaşatacak düzende.

Sipariş vermek istiyorsanız oturmuş olduğunuz masanın üzerinde bir küçük bayrak şeklinde bir uyarı sizi karşılıyor. Üzerinde "Siparişleri kasadan ödemeleri masadan alıyoruz" yazıyor. Bunu okuduğunuz anda oturduğunuz yerden kalkıp kasaya yöneliyorsunuz.

Kasada karşınızdaki duvarın sağ ve sol tarafında içecekler ve yiyeceklerin yazılı olduğu siyah iki menü yer alıyor kolayca siparişinizi verebileceğiniz.

Önce kahvemi Americano olarak sipariş veriyorum ve masama geçip bekliyorum. Çok kısa zamanda kahvem geliyor ve güzel fincanda hazırlanmış kahvemin tadına vararak ortamın keyfini çıkarıyor ve huzurunun  tadına varıyorum.

Bu arada kasada yiyecek önerileri de yapıldı. Protein ağırlıklı bir diet'te olduğum için gördüğüm güzel pasta, çörekler, cheesecake'ler, mozaik kekler, mahalo cup'lar, brownie'lerden kendimi uzak tuttum ama "kinoalı(quinoa) salata" yı önerebileceklerini söylediler. Kahvemi içtikten hemen sonra deneyeceğim ama bu arada notebook' umdan araştırmaya başladığım ve öğrendiğim bilgileri de aşağıda alıntı yaparak paylaşıyorum. Tadını da az sonra sizlerle paylaşıyor olacağım.

Astronotların beslenmesinde de kullanılan, yüksek protein değeri ile dünyanın dikkatini çeken kinoa bitkisi, Doğu Anadolu topraklarına uyum sağladı.

Yüksek protein değeri nedeniyle astronotların beslenmesinde de kullanılmaya başlanan kinoa bitkisi, Anadolu'nun tuzlu topraklarında verimli oldu.  

Güney Amerika'daki And Dağları'ndan getirilerek Ağrı Dağı'nın etekleri olmak üzere pek çok alana ekilen kinoanın hasadı yapıldı. 

Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tan, kinoa'nın son yıllarda yalnızca Türkiye'de değil dünyada popüler olduğunu belirtti.  

Gluten barındırmıyor.

Tan, bitkinin tohumunun buğdayın iki, pirincin ve mısırın da üç kat  protein içerdiğini vurguladı. Tan, bitkinin tohumlarının sarma, dolma, pilav, yeşil salata, kısır, çorba, ekmek ve pastalarda kullanıldığını anlattı.  

Kinoa tohumlarının insan beslenmesi için gerekli tüm amino asitlerin tamamını bulundurduğunu aktaran Tan, proteininde gluten bulunmadığından çölyak hastaları için de önemli bir gıda maddesi olduğunu söyledi.  

Tan, Atatürk ve Iğdır Üniversitesi ziraat fakültelerince TÜBİTAK'a sundukları projeyle kinoanın farklı çeşitlerini Doğu Anadolu 'nun farklı ekolojilerinde ot ve tohum yönünden incelemeye çalıştıklarını söyledi.  

Tan, özellikle Kolombiya, Peru, Venezuela ve Ekvador 'da yetişen 25 farklı kinoa çeşidinin Türkiye'de ekildiğini, bunlardan 23'ünden  başarı sağlandığını belirtti. Tan, böylece ülkenin ve bölgenin yapısına uygun kinoa çeşitlerini belirlemeyi hedeflediklerini bildirdi. 

Anadolu coğrafyası çok uygun 

Kinoanın, Anadolu coğrafyasına uyum gösterdiğine işaret Tan, bitkinin Iğdır'da çok hızlı geliştiğinin altını çizerek, "Kinoa her ne kadar tropik bir ortamda yetişse de 4 bin 500 rakıma kadar verimli olduğu yerler var, bu nedenle bizim bölgemizde de verimli olur" dedi. 

Iğdır Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Süleyman Temel de bitkinin tuzlu toprakları sevdiğini, ilk ekiminin 29 Mart'ta yapıldığını kaydederek, şunları söyledi:  

"Iğdır Türkiye'nin en kurak illerinden bir tanesi. Burada tuzlaşma kaçınılmaz. Bu kinoa bitkisi literatürlerde tuzlu toprakları seven bir bitki olarak geçiyor. Projenin başlangıcında bir ayağını Erzurum lokasyonunda bir ayağını da Iğdır'ın tuzlu topraklarında denedik. Bu bitkinin And Dağları'ndan Ağrı Dağı'nın eteklerindeki tuzlu topraklara, Aras Havzası'nın bu tuzlu topraklarında rahatça yetiştiğini gördük."  

Kaynak : 10 Haziran 2015 / Dünya Gazetesi

Bu arada masada ilgimi çeken bir diğer kart da bir mobil uygulama ve kahve içtikçe ücretsiz kahve imkanı sunan bir sadakat uygulaması ve kulüp üyeliği diye belirtmişler. Hemen "apple store" dan "snappcard" uygulamasını indiriyorum ve masadaki karekod'u okutuyorum. Sekiz defa gelip masadaki karekod'u okutmanız sonrası 9. gelişinizde ücretsiz kahve kazanıyorsunuz.

Sonunda "kinaolu salata"yı denedim ve oldukça başarılı buldum. Bundan sonra menüme kinao'yu da eklemiş bulunuyorum ve sizlere de tavsiye ederim.Salata ile servis edilen yağların şişeleri, tuzluk ve karabiberin bir Fuji film şeklinde oluşu ortamda en ince detaylara kadar herşeyin düşünüldüğünü gösteriyor.

Oturduğum süre boyunca mekanda çalan müziklerin playlist'ini ise her zaman olduğu gibi "shazam" uygulaması ile alıp sizlerle aşağıda paylaşıyorum.

1) Joe Cooker - Eye on the prize
2) Joe Cooker - You don't need a million dollars
3) Joe Cooker - You are so beautiful
4) Kawao - Can we be
5) Bo Napoleon - If that's ok
6) Anuhea - Island Inside me
7) Malino - Always be mine
8) The Vitals - Shine
9) Spawnbreezie - Going Nowhere
10) Lion Fiyah - Island Empress

Burada istediğiniz kadar oturup çalışabilir, kitabınızı okuyabilir, arkadaşlarınızla sohbetler, iş toplantıları yapabilirsiniz. Kahvenin tadına varın bir de çıkmadan Mahalo'da satılan ürünlerden almayı unutmayın bir sonraki kahve dükkanında buluşmak üzere hoşçakalın kendinize iyi bakın.



Kinoa'lı (Quinoa) Salata





17 Ekim 2015 Cumartesi

Özgürlük Eşittir Freedom mı?

Bugün Kadıköy'de bütün gün dolaşıp tüm ara sokakları, tüm mekanları dolaşıp insanları izleyerek geçirdim. Karıştım kalabalığın içine. Sevgili www.gizemsahan.com un yazısını okuyarak başladı herşey. Yazmam lazım dedim. Düşüncelerimi paylaşmam lazım. Neden özgür olamıyoruz?  Neden başkalarının kurguladığı oyunları oynuyoruz. Yazısında bir şarkı dinledim ve başladı herşey.

Biliyorsunuz dünyada farklı ülkeler,farklı milletler ve farklı coğrafyalar var.Bu coğrafyalarda o kadar farklı olaylar ve hayatlar yaşanıyor ki liste yapsak kitaplar almaz.Bazıları özgürce huzur içinde ve mutlu bazıları ise inanılmaz zorluklar ve acılar içerisinde yaşam mücadelesi veriyorlar.

Ama biliyor musunuz aslında herkese yetecek kadar mutluluk var bu dünyada.İnsan olarak hepimiz bunu arıyoruz ve bunun peşinde koşuyoruz aslında.Ama bunu nasıl elde edeceğimizi bilmiyoruz çoğumuz.Arayışlarımız hep yönlendirmelerle sarsılıyor. Peki neye, nasıl sığınacağız? Kendimizi mecbur hissettiğimiz herşeyi kafamızdan söküp atacağız? Nasıl mı?
  • Doğada vakit geçirmeye daha çok zaman ayıracağız.
  • Tek başımıza insanların arasına karışacağız, selam vereceğiz birbirimize hal hatır soracağız.Önceliğimiz holacak her zaman.
  • Daha fazla inadına kitap okuyacağız.Sanat ile ilgileneceğiz.Yaratıcı yönümüzü ortaya çıkaracağız.
  • Seveceğiz sevmekle başlayacak herşey. Din, dil, ırk, mezhep ne olursa olsun vazgeçmeyeceğiz, bir an bile tereddüt duymayacağız.
  • Hayvanları koruyup kollayacağız onlardan öğreneceğimiz o kadar çok şey var ki!
  • Hepimiz bireysel özgürlüğümüzü arayacağız.Ne pahasına olursa olsun bizi ileride esaret altına alacak bugün gereksiz harcamaları yapmayacağız.Az eşya ile yaşamayı öğreneceğiz.Fazlasını ihtiyacı olana vereceğiz.
  • Eşimiz, dostumuz aç, mutsuz ilken mutlu olmayacağız, paylaşacağız acıyı, sıkıntıyı.
  • Birlik olacağız, beraber hareket edeceğiz, dinlemeyi öğreneceğiz, öğreteceğiz.

Hepsinden önemlisi mutlu olmayı isteyeceğiz, haykıracağız.O kadar coşkulu birşey ki yaşamak.

Okulda defterime sırama ağaçlara yazarım adını özgürlüğün.Ey özgürlük.

Tüm milletler, halklar adına her biriniz her birimiz özgürlük peşinde, mutluluk peşinde koşalım.Düşenin elinden tutmaya çağırıyorum.Söylemeyelim artık yapalım, yardıma, birbirimize desteğe, beraber yaşamanın keyfine varalım.

Bir insanın bir insana dokunmasının değerini hiçbirşey ile ölçemezsiniz. İnsanların ruhuna, kalbine hayatına dokunun. Öyle güzel öyle değerlidir ki bu.Ama kırmadan dökmeden, affederek. Hemen nefrete sarılma.Dünyada en zor şey kırılan kalbi onarmaksa insanca yaşayıp var olalım.Ama zor değil gerçekten zor değil.



Haydi kımıldayın diğer insanların hayatlarına dokunun. Özgürlük=Freedom arkadaşlar ama bu eşitliği bizler bozuyoruz.Bozalım bu oyunları eşitliği sağlayalım.



Bunları yazmak İstanbul'u dinlerken içimden geldi.Yazdıkça büyüsün, sizler okudukça paylaştıkça büyüsün çığ gibi olsun.Bunu istiyorum gerçekten istiyorum.Zorunda olanları değil istediklerimi artık istiyorum.Siz de isteyin kendinize ve özgürlüğünüze sahip çıkın.

ISTANBUL-KADIKOY-Cuba Dining & Coffee Social Club Cafe

Kadıköy cafe'leri, bar'ları ve özgürce dolaşabileceğiniz sokakları ile özellikle hafta sonları özgür ruha sahip insanların, gençlerin, orta yaşların ve her yaş grubundan insanın kendini bulmaya çalıştığı, huzur aradığı, mutluluk aradığı, sosyalleştiği ortamlarıyla kendini insanların kucağına açmıştır.

İlk olarak "Caferağa Mah. Dr. Esat Işık Cad. No:20/C" adresinde bulunan "Cuba Dining & Coffee Social Club" adlı cafe'de kahvemi yudumlarken bu yazıyı paylaşıyorum.

Ortamda herşey Küba'dan esintilerle hazırlanmış. Kulağınızda Küba'dan güzel müzikler, küçük bir kütüphanesinde Küba puroları (Partagas, Cuban Corona, Cohiba, Antonio Cleopatra), Che'nin küçük bir maketi, Che Guevera'yı anlatan Gerilla Savaşı adlı kitap gözüme çarpıyor. 

Küba kağıt paralarını vitrinde görebilirsiniz. Kahve ile ilgili kitaplar, sosyolojik,tarih ile ilgili kitaplar v.b.g. devam ediyor. İstediğiniz kitabı alıp kahvenizi içerken okuma şansı sunuyor sizlere.

"Mehmet Günyeli" nin Fotoğrafevi'nden çıkan "Viva CUBA Libre" adlı Küba çekimlerinden oluşan fotoğraf albümü elimde iken yazıyorum.Bir an kendimi Küba sokalarında hissetmeye başladım. İnsanlarını tanıma şansı veriyor albüm ve ülkenin ne kadar renkli bir ülke olduğunu bizlere anlatıyor."Mehmet Günyeli" albümde de yazdığı gibi yeni bir yaşam önermiyor bizlere;var olanı paylaşıyor.Ada'nın kalbine Havana 'dan giriyor, Castro'nun rü<garlı adasını yüreğiyle selamlıyor.

Geniş bir menüsü var bu cafe'nin ve kahveleri oldukça keyifli ama sizlere kesinlikle yemeden gitmemeniz gereken "Oreo'lu cheesecake" ini denemenizi öneriyorum.

Shazam ile yakaladığım ben otururken çalan playlisti ise aşağıda paylaşıyorum.

2. Cary Brothers - Can't take my eyes off you
5. Stefan Jestchko - Peer Gynt, Suite No. 1, Op. 46: IV. In The Hall Of The Mountain King
9. Richie May - Problem with my dawgs

Kadıköy'e geldiğinizde uğramadan kesinlikle geçmemeniz gereken bir yer olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Sevgiyle kalın bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle!





Blog Arşivi